Fotoğraf

Aynı anda aynı fotoğrafa bakıyorduk.
Hiç bilmedik, hiç öğrenmedik birbirimizi..
Sevgiyle belki de aşkla bakıyorduk,
Önemsemedik geçer sandık.
Belki de “heves” dediklerindendi..

Aynı anda aynı fotoğrafa bakıyorduk.
Biliyorum, hissediyordun.
Sevgiyle, aşkla dokunduk,
Değer verdik.
Kayıp etmeyiz diye..

Önemli mi?
Aşk karşılıklı olmak zorunda mı?
Bazen sadece bir fotoğraf yetmez mi onu anlatmaya..
O gülerek bakan gözler konuşmaz mı?
Kaybetmeyelim dediğimiz ne varsa kaybettik.
Şimdi gelme hiç,
öyle bir fotoğrafta kalmışsa yüzün,
hiç gelme.
Ben o fotoğrafı seviyorum.
Seni değil.

Günlerden bir gün, çekilen fotoğrafa sitem.

Reklamlar

Olması gereken

Bazen aşkın nereden geleceği belli olmaz. Herhangi bir şeye aşık olma oranımız bile çok fazla, aslında bahsetmek istediğim konu aşk olmasa da bi insana beslediğimiz bir sempati duygusu bile yeterince fazladır. Kişiye karşı veririz bütün dikkatimizi belki de fazlasını isteyerek, onunda bize dikkatini vermesini aramızda kimsenin bilmediği bi bağ olmasını isteriz. İnsan ve insan düşünceleri diyorum buna, karşı konulamaz bir önyargı da boğulan insan düşünceleri. İsteklerimiz ve beklentilerimiz hayatın neresinde olursa olsun bizi hep üzer, hayatın ve özellikle sevginin kanunu bu olmalı. Çünkü olması gereken olur,olması gereken olmaz. Bu da bizi üzer hep fazlasını bekleriz çünkü hep aşırısında kalır gözümüz. Ben fazlasını istememeliyim. İstemiyorum da. Yorgunum. Kalbim yorgun, gerçekten sevdiğim bir insanı bile küçücük bir hatasında silebilmekten korkan bi yorgunum. Kimseyi ne sevmeye ne de sevebilmeye ihtiyacım var şu an, tek önemli olan kendim ve kendime ayırdığım zaman kimseyi düşünmeden sadece tek bir anımı bile plansız yaşamanın verdiği mutluluk ve huzur üzerimde. Kimseye bağlı olmamanın verdiği enerji ile sempati duydugum kişilerle geçiriyorum günlerimi hiç bir karşılık beklemiyorum bir beklentim yok beni mutlu edenleri mutlu etmeye çalışıyorum yanlarında olarak onlara destek çıkarak. Belki de bana iyi geldiği için yapıyorum. Belki de olması gereken bu olduğu için yapıyorum..

Zamanımız varken

İnsanların ne dedikleri umrumda değil ben geç kalmaktan hoşlanmam sevgiye geç kalmak insanın daha çok canını yakar zaman geçmeden söylemek ve hissetmek lazımdır oysa ki, karşılıksızca seve seve sindire sindire sevmek lazımdır. Hem kendini hem sevdiğini görerek hissederek anlayarak bilerek farkında olarak ve gerçekten isteyerek, bi beklentin olmasın hayattan ya da gösterdiğin sevginden çünkü bundan sadece sen sorumlusun içinin rahatlığından ve bulduğun huzurdan.

Geç kalmamaya..

Beklemek

Bir şeyi bekliyorum,bilmediğim herhangi bir şeyi/birini bekleme halindeyim. Hayatımda eksik bir şey olduğunu ve onu beklemem gerektiğine inanıyorum. Sadece bekliyorum. Ne olduğunu bilmediğim bir şeyler var. Beni bekleten günler var. Yolda yürürken durduk yere arkama bakmama, ara sokakları bir şey arar gibi dolaşmama sebep olan bir şeyler var bende. Yürürken durup bekliyorum bir sokak köşesinde ya da bir otobüs durağında. Sadece bekliyorum..neyi? Bilmiyorum. Kimi? Bilmiyorum. Bulamıyorum…

Gerçi aramıyorum nasıl bulacağım bilmiyorum. Onun beni bulmasını bekliyorum. Yorgunum beklemekten uykusuzca beklemekten. Zamansız gelen bekleme isteğinden. Peki nereye kadar bekleyeceğim hiç bir yere varmayan o duyguların gelişini daha ne kadar dört gözle bekleyeceğim.

Geç kalanlara rağmen bu bekleyişimi neye borçluyum ya ben beklemeye başladığım anda 5 dakika ile kaçırmışsam ne yapacağım..

İşte geç kalınmış bir yazının sonundayım yine,yeniden konuşmayanlara,korkanlara ve susanlara itafen.

Başlamak zamanı

Bir yerden başlamak bir şeylere lazım. Devrik bir cümle, benim ve benim bulunduğum duruma en uygun kelime. Çünkü hissettiklerimin türkçe karşılığında bir kelimesi yokmuş yeni fark ettim. Yaşadıklarımızın var sanki. İşte başlamalı bir yerden ipin ucunu yakalamak için koşmalı son sürat kan ter içinde yorulmadan durmadan hiç hemde hiç durmadan, özellikle arkana bakmadan başlamalı bir şeylere bir yerden lazım. Sevgiye koşamıyoruz madem emek emek sarılmalı hayata ilmek ilmek işlemeli içine sonra sonra gelir aklımız başımıza zamanı ertelemeseydim. Hani kelimeler çıkıyor ya ağzından tek tek daha aklının ucundan geçenleri durduramıyorken söylemek istemediklerin peşini bırakmıyor ya işte ordan başlamak artık hiç durmadan konuşmak düşünmeden konuşmak var gücünle yazmak ya da parmakların kan içinde kalana kadar yazmak istemek tam burdan başlamak anlatmak istiyorum başlamak istediğim yerdeyim olmak istediğim yerde değil. Belkide başlamalıyım olmak istediğim yerde olabilmek için. Durağanlaşıyorum kalabalıklar içinde isteyerek yok oluyorum, sanki yerin dibinde dolanıyorum öylece insanların görmediği kör kuyularda boğuluyorum sular içinden çıkıp sırılsıklam “ben iyiyim” diyorum kendime. Rüyalardan mutlu uyanıp olmayanlarla avunuyorum ne acı, acı.. en son ne zaman kullandım bu kelimeyi heh evet “acıyorum” demiştim, “acıyorsun ama sen gidince ben kendimle yalnız kalıyorum” demişti. İçimi delip geçen bir gemi düşünün bir buz dağına çarptığını değil bir dal parçasına değip geçtiğini sandı oysa ne çok ister insan insanın acısını dindirsin, ister de o acıdan çok çok uzakta olurda kalbine bile dokunamaz yüreğine eli yetişemez belki onun dokunduğunu bile hissedemez bu yüzden.. işte başlamak lazımdır bir yerden bir şeylere,bir şeyden bir yerlere gelmek lazımdır yani lazım geliyor bana.

Olmazmış 

Ne yaparsan yap olmazmış , olmazmış işte

Hiç sevmemişsin sen
Hiç istememişsin sevilmeyi
Hiç yokluğunda doğmuşsun
Bir maddesin sen.

Olmaz ki böyle
Sen hiç görmemişsin.
Ben çok gördüm,
Hiç ağlamamışsın ki
Ben çok ağladım.
Ama yinede olmaz işte
İstemedik ki biz bunu, olmaz işte.
İstesen olur muydu sanıyorsun?
İstesem olur muydu diyorsun?
Sordum olmazmış.
Denedim olmazmış.
Bu hikaye tutmazmış..
Doğru zamanda,yanlış yerde ki,doğru insanlara ^^

Öfori hali

“Veya çoşku kişinin hoşnutluk duyduğu ve kendisini iyi hissettiği bir ruhsal durumdur. Bulaşıcı değildir, kişinin neşeli halinin sebebi yoktur.”

Sebep arama yoktur.

Bazı anların tadı damağımızda kalır da o tadı zaman zaman yaşar ve mutlu oluruz ya heh işte o. Sevdiğin bi yemeğin durduk yere tadını anımsamakla aynı şey olsa gerek. Bu işte, mutluluk veya hoşnutluk bilimsel bi isim koy adına, kötü bir haber aldığında bile içinde oluşan şu hal ve hareket durumuna bi anlam veremediğinde aslında tüm mutluluk nedenlerinin sen olduğunu kendi sayende başardığının farkına varmalı ve gülmeli. Anlık hayatımıza giren insanların yaşattıkları o güzel anları da buna bağlıyorum ben, bir öfori hali yaşatıp uzaklaşmalarını öylece izliyor ve seviniyorum. İsteğimiz dışında gelişen her duruma karşı bakış açımızı da belirleyen bir durum olmalı bu,olması gerektiği kadar olan.

Aramızda olanlar diyorum söze başlarken çünkü en ufak bir bakış bile neler anlatır sözüyle insanların içini okumaya çalışıyoruz. Olanlar evet iki insan arasında bir çok şey olur bir bakışta anladım sanırsın,bazen belli olan bir şey aslında hiç göründüğü gibi değildir yanılırız kapılırız ve bu halimize seviniriz.Bu hallerin içinde olduğumuz için mutluysak “bana sen lazımmışsın” der ve arkamıza yaslanır izleriz olacakları. Olanlar olur “öfori geçtiğinde ise geriye büyükçe bir enkaz kalır, çoşku yerini durgunluğa bırakır ki çokça şişirilip sonra hayırlara vesile olası geçiş. Gerekli özen gösterilmez ise ağır/hızlı yok oluş gerçekleşir.” Tabii kişiye göre..
Mutlu hallerin sonlarına değil gerçekleştiği anlara odaklanmalıyız. Ve aramızda geçenlere sahip çıkarak diyorum ki ;

Bizimkisi bir öfori haliydi geçti.

Kaybettim

Ben yine kaybettim,kendimde onu kaybettim. Bulamıyorum saatlerdir nereye koyduğumu. Aklım doluyor düşündükçe taşıyorum. İçimde bir yerlerde kopuyor hasret çığlıkları duyuyor musun demeye korkuyorum. İçimde bir şeyler kopuyor. Çoğalıyor beni ben yapan duygularımı parçalıyor. Her nefes alışımda daralan bir içim var benim, içi içine sığmayacak kadar dolu bir içim. Biraz kenara bıraksam içimdekileri sizi rahatsız eder miyim diye hiç düşünmedim. Biraz rahatlasam diye bir kelime kullansam çok mu bencillik ederim? Konuşamayacak kadar yorgunum ben.

Anlar mısınız beni size seslensem duyar mısınız?

Takatim kalmayana kadar koşmak zorunda mıyım? Ben..
2seneden.

Yorum ve eleştiriler için ; iremozdemir3545@gmail.com

=Aşk

Bende ki tanımı gün yüzü görmemiş hislerime tercüman oluşudur. Aşk’ın bence karşılığı budur.

Kendimi tamamlamak istediğim de yaşamak için can atışımın sembolüdür aşk.

Kalbimde. Ta derinlerinde hissettirdiğin kıvılcımların sorumlusu ben miyim şimdi ? Varlığını hissetmiş kalbim mi ? İradeyi delip kalbime kazınmış bir emeğin var ortada.

Aşk bu ya bi çiçeğe aşık olmakta mümkün. Hisler kontrol altına nasıl alınıyor bilmediğimden herhangi bir objeye de aşkla yaklaştığım olmuştur. Tabiki bunlar geçici aşklar statüsüne adını yazdıran eşyalar. Aşk’ın tanımı yok. Kesin olarak yaşamak, hissetmek, içinde olmak ve o an’ı tatmak gerekiyor her hatırlayışta tekrar tekrar aşık olmak.

İşte şimde ben aşığım bir gece vakti sessizce iç çekişlerimi dinleyip kendimi sorguladığım an’lardayım. Ben senin arayıpta bulamadığın o kaybettiğin kalbindeki eksik parçayım, karşına dikildim kaç kere gülümsedim en sıcak gülümsememle baktın önce kafanı çevirdin sonra tekrar baktın ama fark etmedin ben olduğumu, hiç düşünmedin. olabilir mi? Demedin. Aşk bu ya işte ben aşkımdan vazgeçmedim çünkü bana hissettirdiği o duyguyu yaşamayı onu yaşarken aldığım her nefeste tekrar yaşamayı seviyorum. Aşk bu işte bende karşılığı bu, çünkü aşk yaşadıkça anlaşılıyor. Aşık olduğun kişiyle ya da eşyayla değil. Bazen aşk’ın nasıl geldiğini anlamayız öyle bir gelir ki bazısına bütün hayatı değişir yaşadıkça değişir ve kendini bulur. Bazen de kendini bulmuş insanlar temkinli yaklaşır aşk’a sorgularlar acaba mı ? Aşık mıyım? Düşünme demek istersin sende aşık ol işte ayağına kadar gelmiş hizmet.. O senin gibi düşünmez işte elinin tersiyle iter ve der ki “ben istemiyorum aşk meşk” oysa bu düşüncesi ağzından çıkar çıkmaz çok şey kaybeder. Bazen olur öyle aşkı kaybederiz ya da buluruz önemli olan nasıl yaşamalıyız öyle içten öyle hissederek içimize kazıya kazıya nasıl yaşamamız gerektiği, kelimeler bile söylüyor zaten.

Yazarken yaşayanlardan olmak bunun en acı tarafı, kafanda canlanan binlerce aşk senaryosuyla baş başasın ve kimse aşık olmamış gibi bakıyor sana öylesine boş ve masum.

İçinizde barındırdığınız çok aşkınız olsun. Aşk aşk aşk..

Ölümsüz

Zamansız bulurum ölümleri. Her ölümden sonra yazılan bu yazıları. Ölümün getirdiği soğukluğu çürüten insanları. Sevgisizliği doğuran anaları, zamanını boşa harcamak bu sevdiğini haykır ölüme göz yaşların olmuyor ölünce nasılsa olmuyor işte.

Bence ölüler de ağlar. Bizim yüzümüze. Bence ölüler de güler. Bizim arkamızdan. 

Mevlaya haykırdın mı hiç ölüm gelsin,gel,gelecek’sen diye..